Bale Eğitimi ve Prensesler

Bale,  prenseslik, pembe renk, tüller, saten filan gibi kavramlarla özdeşleştirildiği için çok kadınsı olduğu düşünülen bir sanat türüdür. Ancak bu bakış gerçeği yansıtmamaktadır. Bale yapmasa da toplumda bu kavramlar zaten kız çocuklarına atfedilir. Bale eğitimi alan çocukların, cinsiyetine bakılmaksızın, desteklenmesi büyük önem taşır.

Bale Eğitimi ve çocuklara Kazandırdıkları

Bale eğitimi özellikle kız çocuklarının bedenlerini tanımalarını, güçlendirmelerini ve vücutlarından utanmamalarını öğretir. Küçük kız çocukları Ümitköy bale okulumuza ilk başladıklarında genellikle cicili bicili pembe kostümler giyip prenses rolünde dans etmeyi, süslü püslü makyajlar yapıp barbi bebek gibi görünmeyi arzu ederler. Ancak, bale eğitimi sırasında bu rollerin sadece sahnede gerçek olabileceğini, süslenme ve kostüm giymenin yalnızca izleyici için yapıldığını, gerçek hayattaki kimliklerinin bu olmadığını çabucak kavrarlar. Sadece tek bir temsil deneyimi yaşadıktan sonra bile çocuklardaki değişim çarpıcı olur; o pembe tüllere meraklı küçük prenses yerini yavaş yavaş cinsiyetini çok da ön plana çıkartmayan güvenli bir çocuğa dönüşür. Çoğu minik, süslenmeyi sahnenin bir gereği olarak algılamaya başladıkları için, temsil deneyiminden sonra süslenme hevesini yavaş yavaş terkeder. Bale eğitimi ve kazandırdıklarıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için bu makaleyi de okuyabilirsiniz.

Kırılgan Prenseslerden Vahşi Sokak Kedilerine

Temsilin ilk perdesinde kırılgan, narin bir prensesi canlandıran bir çocuğun ikinci perdede kraliçenin askerleri gibi gayet sert, saldırgan bir rolde dans etmesi sıklıkla görünen bir durumdur. Bu danslar çalıştırılırken çocuklara canlandırdıkları rolü hissetmeleri için uyarılar ve yönlendirmeler yapılır. Bir temsilimizde bir grup çocuğumuz vahşi sokak kedilerini canlandırdılar; prensesliği terkedip tıslayan, güçlü, kavgacı, bir lokma yemek için gerekirse bir kurtla bile dövüşebilecek kadar kararlı bir rolü oynamalarını izlemek çok keyifliydi. Kısacası, danslar sırasında bürünmeleri gereken benlik çocukların kimliklerini oluşturmalarında yol gösterici olur.   Toplumda kabul gören “naif, kırılgan prenses” kimliğinin onları tanımlamaktan çok uzak olduğunu, kendi içlerinde ortaya çıkmayı bekleyen güçlü yönleri olduğunu farkederler.

Bale eğitimi alan kız çocukları güçlü, dayanıklı, yılmaz, yenilmez olmayı da öğrenirler. Bale çok ağır bedensel egzersizler içerir. Çocuklarımız zaman zaman canları acısa da büyük bir şevkle bu egzersizleri yaparlar. Hatta çoğunlukla ders başlamadan önce Ümitköy bale okulu Kent Dans’a gelip kendi kendilerine çalışırlar. Bale aynı zamanda hata affetmeyecek kadar katı bir disiplin de içerir. Çocuklarımız zaman zaman zorlansalar da pes etmemeyi, zorlandıkları konularda kendilerini daha çok zorlamayı, daha çok çalışmayı, eğitmenin uyarılarını olumsuz eleştiri olarak değil, ilerlemek için  bir fırsat olarak algılamayı öğrenirler. Bazen temsil sırasında hata yaparlar ve hatta tökezleyip düşerler; ancak hemen toparlanıp dansa kaldıkları yerden devam ederler. Kendilerine küsmez, ağlayıp sızlanmazlar. Hatanın doğal olduğunu, yanlış olanın hataya takılıp kalmak olduğunu öğrenirler çünkü.  Bunların hiç biri prenseslerde olan özellikler değildir!

Bale Eğitimi ve Kadın Dayanışması

Ayrıca, bale kadınlara bireysel olarak rekabet etmeyi değil, birlik olarak başarmayı öğretir. Kız çocukları arasındaki dayanışmayı güçlendirir. Günün sonunda temsilde birlikte dans etmek gibi ortak bir amaç uğrunda çaba sarfediyor olmaları birbirlerine destek olmayı öğretir. Bir çok sınıfımızda bir adımı tam olarak öğrenememiş bir öğrencinin diğerlerinden yardım istediği ve iyi olanların da memnuniyetle arkadaşlarına yardım ettiği görülür. Bu öğretiyle büyüyen kız çocukları da kadın dayanışmasında, kadınların ve toplumun güçlendirilmesinde başı çekerler.

Bunun yanısıra bale diğer bir çok alanın aksine kadın egemen bir platformdur. Örneğin, Ümitköy bale okulu Kent Dans‘ta kız çocuklarına kocaman soyunma odaları ve tuvaletler ayrılırken erkek çocukları ufak alanlara mahkum edilebilir 😀