Ana Sayfa

http://www.ankarakentdans.con

KOSTÜM TASARIMLARI 1

 

 

 

 

Alis Harikalar Ülkesinde, bol bol demli çay, müthiş bir konukseverlik, ve finalde kaşarlı sucuklu tost…

Çayyolu bale okulu Kent Dans olarak bu yıl Alice Harikalar Ülkesinde oynamaya kavga dövüş karar verdik… Koreografiler yavaş yavaş şekillenirken bile arada bunalıp “aranızdan hangi geri zekalı bu temsili önerdi?” şeklinde atarlanmalar yaşayan hocalarımız olmasına rağmen iş kostüm seçimlerine gelince tüm hocalar büyük bir şevk ve keyifle kostümcümüz Karacan’ın yolunu tuttular. (Laf aramızda Alice benim fikrimdi:))) Bu güne dek bir çok temsil yapmış olmamıza rağmen Alice’in deli, fantastik ve her türlü çılgınlığı kaldıracak kostümleriyle ilgilenmek bambaşka bir keyif oldu.

 

Ümitköy bale okulumuzdan yola koyulup saat 1.00 civarı vardığımız Abidinpaşa’daki atölyede her zamanki sevgi ve samimiyetle karşılandık (ben bize daha kolay katlanabilmek için biz gelmeden bütün Karacan ekibinin sakinleştirici yuttuğuna inanıyorum, yoksa öyle kolay kolay çekilecek tipler değiliz:D) ve hemen önümüze o günkü personel yemeği olan, metal 4 gözlü tepsilerde sunulan tavuklu çorba, makarna ve hayatımda yediğim en güzel karnabahar yemeğinden oluşan menu servis edildi. “Hmmm, lezizzzz,” nidaları arasında sevgili Hüseyin Bey’in Hac maceralarını keyifle dinledik, üzerine de sırf bizim için ayırdığı zemzem suyunu afiyetle içip kostüm muhabbetine başladık.

 

Tabi öyle kolay olmadı işe koyulmak: şekerci dükkanındaki kız çocuğu gibiydik. Sağa sola serpiştirilmiş kumaş rulolarını mıncıklarken, “ayyy, şu su yeşili kadifeden ne güzel etek olur”, filan diye keyifli kediler gibi mırlayarak geçen bir yarım saatten sonra gerçekten işe başladık. Elimizde çizimler, internetten bulunmuş kostüm fotoğrafları, üzerlerine el yazısıyla alınmış notlar, öğrencilerimizin sınıf listeleri ve beden ölçüleri, geniş masaya yayıldık. Adeta Pentagon’da dünyayı 3. Dünya savaşına sürüklememek için generallerin yaptığı toplantıları andıran bir havada geçiyordu toplantı. Aşırı bir ciddiyet, gerilmiş sinirler (Hiç yoktan geriliriz biz böyle arada bir :), 10 dakikada bir servis yapılan ve ne ara içtiğimi anlamadığım demli çaylar sonucu tetiklenen aritmim.

 

“uçuk pembe kesinlikle Bach’da kullanılmalı, A, katiyen olmaz, ben o rengi önceki dansta kullandım, başka renk seçelim. Yaaa, Elif abla, ama lütfen, yaaa, bak çok güzel olacak. Olmaz! Peki, off (somurtma).

A, kraliçenin boynuna tütü geçirsek? Hani bööle boyunluk gibi? Çıldırdın galiba? Yoo, bence iyi fikir. Hmm, sıradışı ama neden olmasın?

Acaba kostümün kuyruğunu dansçıların eline mi bağlasak, uçuş uçuş? Oldu! Sonra dolanıp yere düşsünler di mi? Evet, doğru ya…

Şapkalar noolucak? Peki ya kepçeler? Oyun kartlarının kostümü? Koreografide seyirciye epeyi bir arkalarını dönüyorlar, kostümlerin arkasında bir enteresanlık olmalı, di mi?

Ne demek Tavşanın kostümü beyaz olmasın! Nası yani, adı “beyaz tavşan”? Bembeyaz olursa sünnet kıyafeti gibi olacak… Bi de maşallah asalım omzundan çapraz istersen, ehiehiehi? Olmaz ayol, beyaz tavşanın kostümü beyaz olsun!

 

(Bunalan Karacan çalışanı): Hocam, ne yazıyım ben şimdi notlara?

 

Sen orayı boş bırak, biz bi karar veririz elbet… Biz tırtılların kostümüne geçelim. Şifon yapıcaz.

 

Tırtıl yeşil mi olur, mavi mi, yoksa lacivert mi? Sarı tırtıl da var! Bak işte google dan buldum! Bal gibi de turuncu! Ayol, o tırtıl diil, kırkayak. Baksana bi sürü ayağı var. Tırtılların da ayağı olur, olmaz mı? Ayaksızsa solucandır, o! Oyyy, şu resme bak, ne şekeeeer! Tardigrade miş bu, mikroskopik bir canlı. (Kahkahalar)

images

30 yıl donuk kalabilen tuhaf tardigrade… Araştırın google’dan bence. Çok acaipler…

 

(Bu anlamsız muhabbeti bitirmemize yardımcı olmak isteyen sabırlı Karacan çalışanı): Hocam, zaten o renklerde şifon yok. İsterseniz ben şifon numunelerini getirteyim, siz oradan seçin.

 

Hülasa, 5 saat kadar Karacan’da vakit geçirdikten sonra 20 kostümden ancak 3 tanesine karar verebilmiştik. Ama hepimiz mükemmeliyetçi olduğumuz için bu bile büyük başarıydı. Hava kararmış, hepimiz yorulmuştuk. Eve dönüş yoluna koyulmadan hemen önce acıkmış olabileceğimizi düşünen sevgili Hüseyin bey elimize birer tane kaşarlı sucuklu tost tutuşturdu. Ümitköy’deki bale okulumuza dönüş yolu boyunca işinden memnun kalmış insanların huzuruyla tostlarımızı afiyetle kemirdik ve güzel insanlarla birlikte içimize sinen bir iş çıkarttığımızı bir kez daha hissettik.